Asım Gönen

Para ve İnsan

 PARA VE İNSAN

her şeydi para ve hiçbir şey

yüzlerce boğadan artakalan

                       bekaret kadar yalan

çanında kiliselerin

        kutsal bir piç kadar gerçek

ve baz istasyonuydu ucunda minarelerin

kriz ve intihar savaş ve kan

radyasyonlu bulutlarda çakmağıydı Azrail’in

sevabı günaha çeviren günahı sevaba

helâli harama haramı helâle çeviren

kömür ve kül toz ve duman

ve ecel şerbetiydi emzikten düşmüş bebelerin

hastaneler okullar insan için değildi hayır

para içindi ette kemikte ve ciğerde

                                    aç kurtlar gibi uluyan

dur burada alnından hayat akan

yüzünden bal akan dur

ekmeği kâğıtla tartanı şarabı günahla

tuttuğu altın olanın rüzgârında savur

 

gökyüzündeki yıldızlar kadar çok

ve güz ormanları kadar rengârenk

her dilden urbasını dağların

altın avcısının nefesiyle kuruttu

suları dumanıyla körüklerin

sülük hakkı için ruhsat alıp

her ırmağı bir çölde boğdu

lavları gözlerden aktı metallerin

borsaların rahminden daha kısır

kanser hücresinden daha doğurgan

para içindi havada uçak yerde tank

ovada çöl olmak para içindi

para içindi cenneti cehenneme çevirmek

 

mevki ve makam yal ve yalak

suç ve ceza cellat ve satır

al basmış uykularda lohusa korkusu

buğday ve pamuğun karşısında

hisseleri himalayalar gibi yükselen

borsaların en oynak orospusu

ve en kısır memesi tahvillerin

saldır dedi saldır

nehirleri fabrika atığıyla kurut

ovaları tozuyla nükleer santrallerin

varsın kurusun bütün vadiler

bütün ovalar çöl olsun

ne dalında yemiş yüklü sonbahar

ne bulutları ak kürtüklü gökyüzü

bağırsaklarında aç solucanlar kıvrananları

varsın dolar ve elmas altın ve gümüş doyursun

 

hiçbir şey olmadan her şey olan

tanrıların tanrısı ve kölesi kan emicilerin

düşlerinden başka cenneti kalmayanların

cennette kalmış düşleri

her başakta sararan ne altındır

ne de zümrüttür her asmada yeşeren

dur burada yüzünde karanfiller açan

yüreğinde elmalar kızaran dur

tuttuğu ekmek olanla sev beni

                               elleri gül tutanla vur

bir ormanın renkleri kadar çeşit çeşit

bir kovanın arıları kadar kardeş

ne dişler birbirine kenetli

                 ne yüreklerde ateş

biz ki maddede sevdik emeğimizi

emeğimizde kendimizi sevdik

dur burada mermere biçim veren

mermerin biçim verdiği burada dur

bir damlada okyanus olmanın sırrını gör

mertebesine çık bir okyanusta damla olmanın

bu işte sevmek sevilmek

           yaratmak yaratılmak bu

bu hep bir ağızdan indirmek dallardan mutluluğu

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için
e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru