Sorun Polemik

SORUN Polemik 1 Mayıs 2009 Değerlendirmesi

8 Mart, 21 Mart Kütlesel Çıkışlardaki Coşku ve Heyecanı Harmanlayarak 1 Mayıs’a Taşıyalım. Bu Süreci 15/16 Haziran Ruhuyla Buluşturup Bütünleştirerek Kendi Sentezimizi Üretelim.

Kütlesel çıkışları daha da anlamlı kılabilmek için 8 Mart, 21 Mart, 1 Mayıs, 15/16 Haziran türünden devrimci geleneklerimizden yola çıkarak hareketimizi bir basamak ileri sıçratabiliriz. Aleyhimizdeki pek çok faktöre rağmen, bahar ayları ile gelen kitlesel eylemlerimiz öğretici derslerle doludur. Hele 29 Mart 2009 Mahallî Seçimler dolayısıyla kitlelerin nasıl politize olduğunu, özellikle de Kürt illerindeki coşkulu eylemleri gördükten sonra Sol “cenahımızın” teori pratiği yeniden sınanmaya başlamıştır.

?artlarını burjuvazinin tayin ve tespit ettiği “seçim hesaplaşması” sürecinde Sol “cenahımızın” belirleyici taraf olmasını gerektiren pek çok işaret alındı. Sol’un uygulamaya yöneldiği taktiksel duruşu önemli tartışmaları gündeme getirdi. Devrimcilerin, Sosyalistlerin, Komünistlerin devrimci taktik esnekliklerinin nasıl olması gerektiğine ilişkin bir deneyim birikimi süreci yaşandı.

Artısı eksisi ile yaşanan bu süreçten çıkarılması gereken biricik ders: 8 Mart, 21 Mart, 1 Mayıs, 15/16 Haziran türünden devrimci geleneklerimizden nasıl bir ders ve sonuç çıkardığımızın muhasebesi olmalıdır. Bu anlamlı tarihsel günlerin birbiriyle olması gereken organik ilişki ve bağlarının kurulup güçlendirilmesi gereği öne çıkmaktadır. Bu sürecin tutarlı-amaçlı-somut bir iktidar projesiyle bütünleşmesine katkı getirmeliyiz. Kolektif aklı, bilinci ve eylemi örgütleme becerisi gösterdiğimizde kendi sentezimizin üretilmesi de kolaylaşacaktır.

Tarihsel anlamı büyük olan bu sürecin artılarını kendiliğinden-bürokratik-ikameci ve “dar grup tavrı” ile hareket eden örgütsel çıkarlara kurban etmemeliyiz. Kürt ulusal hareketine faydacı yöntemlerle tutunan küçükburjuva “sol” yaklaşımları sosyal pratikte açığa vurarak devrimci harekete verdiği zararı izole etmeliyiz.

Kütlesel ve demokratik çıkışlarda rol ve sorumluluk alan grup, çevre ve örgüt yapıları doğallıkla birlik, dayanışma, tartışma, ayrışma, bölünme ve yeniden buluşma sürecine girecektir. Girmiştir.

Proleter Devrimci Kadroların atacağı her ileri adıma zarar vermeye aday bilim ve akıldışı sekter, fanatik ve dogmatik akımların atakları önlenmelidir. Hayat ve mücadele belirli örgütsel disiplin, amaç ve güvencelerle sokağı kullanan kadrolara çok şey öğretir. Öğretmiştir. Sol “cenahımızın” iddiasının arkasında nasıl durduğunu sokağın kullanılmasındaki pratik gösterecek-belirleyecektir.

Sol “cenahımız” İstanbul’da 2009 1 Mayıs etkinlikleri için Taksim’i fethetmeyi hedef olarak göstermiştir. 1 Mayıs etkinlikleri için Taksim’in fethedilmesi tek yol-tek amaç değildir elbet de. Fakat Taksim’in organik ilişkili güçlerce fethedilmesi Devrimci ve Marksist Kadrolar açısından çok önemlidir. İşçi sınıfı ve müttefikleri tarihsel-sosyal haklılığıyla, talepleriyle bu alanda kan bedeli ödemiştir.

Mevcut Sol bu 1 Mayıs etkinliklerinde kolektif aklı, kolektif bilinci ve kolektif eylemi örgütlemeyi deneyecektir. Bunu başarabildiğimizde sistemin “rahatlıkla” uygulayageldiği baskı ve terör geri tepecektir. Ayrıca, iktidar perspektifli yeni yol arkadaşlıklarının zeminini oluşturacaktır.

Sistemi geri adım atmaya, hareketimizi bir basamak ileri sıçratmaya, yeni bir mevziiye yerleşmeye ve tutarlı-amaçlı-somut bir iktidar projesiyle kapitalist anarşiyi aşmaya talip ve taraf isek sorunlarımızı ilkeli olarak gündemleştirmeliyiz.

Bu 1 Mayıs etkinliklerinde işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliği davasını gerçekleştirememiş olarak katılıyoruz.

İlerici, demokrat, devrimci, yurtsever, sosyalist ve Marksist cenahımız henüz “uyumlu adımlar” atacak Kurum ve Araç’lara sahip değildir. Devrimci ve Marksist Kadroların yaşadığı “öndersizlik krizi” aşılamamıştır. Proletarya Devrimcilerinin Ulusallık-Sınıfsallık dinamiklerini uyumlandırıp seferber edecek -kurmaylık yapabilecek- güvencelerden de yoksun bulunmaktayız. Cenahımızda “benim partim, benim sendikam, benim işçi, gençlik, kadın örgütüm, benim platformum, gazetem, dergim, pankartım, vb.” türünden anlayışlar da henüz kırılamamıştır. Kolektif hareket edebilen ve “bizim” demeyi ideolojik süzgeçlerinden geçirmiş olan kadrolarımız da “Komünistlerin Birliği” temelinde bir basınç uygulayamamaktadır.

Yaşadığımız bu coğrafyada 1 Mayıs Uluslararası İşçi Sınıfının Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü, tüm süreçlerde burjuvazinin baskı ve terörü altında ve de mücadele ile geçmiştir.

Sıralanacak pek çok ideolojik, politik ve örgütsel eksiğimize rağmen, Devrimciler, Sosyalistler, Komünistler bulundukları her yerde 1 Mayıs etkinliklerine kararlı ve direngen nitelikleriyle katılacak, İstanbul’da da Taksim Alanı’nın fethedilmesi hedefinden geri adım atmayacaktır.

Sistemi geri adım atmaya zorlamak, kapitalist anarşiyi aşmak, gündemi yarım saatte işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın talepleri yörüngesinde değiştirmek / dönüştürmek bizim elimizdedir. Yeter ki tutarlı bir tarih ve sınıf bilinciyle hareket edelim… Yeter ki tutulacak Ana Halka’yı yakalamayı bilelim.  

8 Mart, 21 Mart, 1 Mayıs, 15/16 Haziran…deneyimlerimizin organik bağlarla birbirine bağlanabilmesi çok önemlidir. Bu süreç kendi sentezimizi üretebilmemiz için büyük zenginliklerle doludur.. Böylece bulunduğumuz coğrafyadan dünya devrimci pratiğine bir halka da biz ekleyebiliriz. Bunun imkân ve fırsatlarını yakalayabiliriz.

1 Mayıs etkinliklerimizi pratik örgütçü çabalarımızla, sınıfsal amacına uygun olarak  örgütleyebildiğimizde bunun bereketini de birlikte devşirebiliriz.

SORUN Polemik Dergisi Çalışanları Adına

Sırrı Öztürk - 8 Nisan 2009

Not: Bu metin e-posta ile basına ve 5.000 adrese gönderildi (S. P.).

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için
e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru