SOMA’DA NELER OLUYOR?

Dr. Yekta Uzunoğlu’nun Dr. Ali Kılıç’a yazdığı 27 Mayıs 2014 tarihli Mektubu

Bıraye Eziz, kolay değil. 20 yıl trajik boyutları olan bir olayı anlaşılır bir şekilde özetlemek zor. Çok kısa hatlarıyla: Mayıs 1994 yılında o dönemin termik santralların inşasında dünya devlerinden biri olan SKODA şirketinin yönetim kurulu TC, Ortadoğu ve Kafkaslar temsilciliğini almam için ısrar ettiler. Amerika’dan Ford veya Almanya’dan Siemens temsilciliği gibi bir şey düşünün. SKODA ve diğer Çekoslovakya şirketleri (komünizm dönemi de dâhil) TC’de hep imtiyazlıydılar. 42 yıldır tekraren yazdığım ama TC, basınında yayınlanmayan Atatürk’ün Çekoslovakya’ya vefa borcundan ötürü. Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinin anatomisini en iyi bilen şirketler Çekoslovakya şirketleriydi, öncelikle SKODA. 1994 yılında bana bu teklifi getirdiklerinde TC’de bitirmiş oldukları bir düzine termik santral vardı, bunlardan en önemlisi SOMA idi. 6 bloku bitmiş, 4 bloku daha inşa edilecekti. Tabii ki genel temsilcilik bitmiş termik santrallerin yedek parça ihtiyaçlarını, servis, bakımını, eğitimini vs. de kapsıyordu. Benim için Türk tarafında inşa edilmiş santrallerin o kadar önemi yoktu. Kürdistan önemliydi. Haziran 1994’te genel temsilcilik sözleşmesini bir şirketim adına imzalandı ve öylelikle TC’nin tüm yeraltı zenginliklerinin verilerine de kavuşmuş oldum. Bu veriler ışığında Temmuz ayında onlarca uzmanla Afşin, Silopi, Mardin, Batman vs. termik santraller projelerini başlattım. Çiller bunu duyunca kuduruyor ve gerekli "talimatları" veriyor. Öldürüleceğimi duymuş ve suikasti yapacak kişiyi tesbit etmiş ve şahsen Çek içişleri bakanına, Çek yabancılar polis müdürüne, resmî bir yazıyla İstanbul emniyet müdürü Necdet Menzir’e, TC içişleri bakanına vs. duyurmuş ve duyurduğumu basına iletmiştim. Buna rağmen benden SOMA’dan vazgeçmem istendi, çünkü SOMA proje" değil inşaat aşamasındaydı, yani 6 bloku bitmiş diğer 4’ünün inşa edilmesi gerekiyordu. Kürdistan için hazıladıklarımız ise TC açısından nihayette "projeydi". Eylül 1994’te ortadoğu temsilcilik sözleşmesi imzalanacaktı ve hedefim Silopi’nin karşısındaki Zaho’da bir mega santral inşa etmekti. Çünkü Silopi’deki kömür havzaları (ki enerji oranı inanılmaz yükseklikte) Zaho’ya gidiyor ve Zaho Kürtlerin denetimindeydi. Bu güne kadar Zaho’da termik santral yok. Silopi için projelendirdiğim termik santrali TC Çin’e (küçülterek) yaptırtı ve Zaho’ nun elektriği on yıldan fazla oluyor Silopi’deki bu santralden karşılanıyor ve uzun bir dönem TC bunu PDK’ye karşı tehdit aracı olarak kulandı vs. 30.8.1994’te Çekoslovakya’nın Ankara büyükelçisi (Komünist dönemin son dışişleri bakanıydı ve KGB’nin "itibarlı" ajanı olduğu kamuoyunca bilinen kişi) randevusu olmadan beni "ziyarete" geldi ve SOMA’dan vazgeçmemi, SOMA’yı bir Türk şirketine bırakmamı diplomatik bir dille istedi ve o gün dışişleri bakanlığına Büyükelçilikten istifa dilekçesini sunduğunu 1.9.1994’den itibaren GAMA isimli (Çiller’in koruması altında ki bir şirketti) şirkette çalışacağını illetti, kendisini diplomatik bir üslupla kovdum, tehdit edilecek adresi yanlış seçtiğini söyleyerek. Akabinde TC Prag büyükelçisi Dinçmen Üstün aradı ve TC tarafı olarak benimle SOMA hakkında görüşmek istediğini iletti. Kendisine söyleyecek sözüm vardı bir; ikincisi, nihayette TC’yi o, Çekleri ben temsil ediyordum. 7.9.1994’de görüştük ve kendisine bana suikast yapmak için görevlendirilen kişiyi bildiğimi ve konuyu Çek içişleri bakanına, Necdet Menzir’e vs. resmen ilettiğimi, o kişinin TC sahte pasaportu taşıdığını ve o sahte pasaportun TC Prag büyükelçiliğnce uzatıldığını Çekoslovakya’ya TKP kanalıyla bir dönem geldiğini, ona eşlik eden kişinin Almanya Interpolü tarafından Almanya’nın en büyük araba hırsızlığı şebekesinin başı olduğunun bilindiğini ve Bafra MHP teşkilatı başkanının yeğeni olduğunun, Interpol tarafından aranmasına rağmen pasportunun yine TC Prag büyükelçiliğince uzatıldığını, büyükelçilik müsteşarı Fisun ve konsolos Emel hanımın bu kişilerle görüştüklerine dair delillerin (fotoğraf) olduğunu, akılları varsa bu suikast olayından vaz geçmelerini aksi takdirde uluslararası skandal olduğunu vs. söyledim. Büyükelçi: "mezarınız nerede olacak merak ediyorum" diye yanıt verdi ve ben de gereken ve layık olduğu cevabı verdim, ayrıldık ve akabindeki gün yani 8.9.1994’te o kişi bana şirketlerimden birsinin binasında suikast girişiminde bulundu, şans eseri başaramadı o başaramayınca, 13.9.1994’te bu kez o dönemin polisin "organize suçlar daire başkan yardımcısı" "ordusuyla" İngiltere’nin en büyük ilaç fabrikasının orta avrupa temsilcilik sözleşmesini imzadan evime dönerken saldırıp götürdüler... O polis şefi (Josef Opava) on yıl sonra sipariş üzerine onlarca kişiyi öldürtmekten vs. ömür boyu ceza yedi ve tesadüf o hapishanede konferans veren dostum senatör J. Stetina’ya beni kimin "siparişi" üzerine o gece (13.9.1994) "tutukladıklarını" itiraf etti vs. Tüm bu özetle yazdıklarım çok daha detaylarla Çek-Alman-İsviçre basınında, Çek ve Avrupa parlamentosunda verilen gensorularda, yazılan kitaplarda ayrıntılı işlendi. Ana sorun SOMA’ydı ve orada MHP’den TKP’ye oradan KGB’ye, MIT’e, JİTEM’e vs. uzanan karmaşık ilişkiler ağı. SOMA azgın, hunhar turkuaz kapitalizmin simgesidir. O kömürcü şahıs (kömür ocağının "sahibi" kişi) o uluslararası suç teşkilatının küçük bir kolu. Dikkat ettinizse 301 kişinin katledildiği bir kasabada ölü ailelerinden bile ses çıkmıyor, bizim yiğit (Uludere) Roboski anneleri oraya kadar yol kat edip onların "gözünü" açtırtmak istiyor. Ne sendikalardan, ne doğru dürüst muhalefetten vs.den ses çıkıyor. Yapamazlar, çünkü gerçek "derin devletin" ve gerçek Ergenekon’un para kaynaklarından biridir orası. Uzun oldu ama özetlemek bayağı zor. SOMA reel TC’yi tanımamı sağladı. En liberal, en cesur(!), en bilgili(!) (Cengiz Çavdar, Hasan Cemal vs.) araştırmacı gazetecilerin bile ulaşamadıkları gerçek TC’yi… Bı sılaven heri germin u nermin, bı daxwaza saxi u sılametiya te/we. Bir küçük detay; TC Prag büyükelçisi Dinçmen Üstün Prag’da görev süresi bitip Türkiye’ye döndüğünde Dışişlerinden isteği üzere ayrılıp Devlet Bahçeli’nin dış ilişkiler baş danışmanı oldu. Öcalan Kenya’dan kaçırılırken hükümete danışmanlık yapan "en kıdemli" bir diplomattı. Öcalan’dan ötürü TC ceza yasasında idam kaldırıldığında Bahçeli’nin "oluru" karşılığında hükümetten Etibank ve böylelikle tüm yeraltı zenginliklerinin MHP’li "iş adamlarına" devrini sağlayan kişi yine o "diplomat"tı... Qedal lı wan,kare wan u dewlete wan be.

SORUN Polemik
E-posta Listesi
Gelişmelerden haberdar olmak için
e-posta adresinizi ekleyin.

E-Posta Adresi

Etkinlik - Duyuru